|
|
|
|
Sevgiden yoksun olanlar için vefkler çevresinde aradığı sevgi ve muhabbet ortamını bulamayan, veya eşinden beklediği ilgiyi göremeyenler için. zaman ve saatlerine uygun olarak hazırlanırsa istenilen neticeyi verir. |
Kötülüklerden korunmak maksadı ile, büyüden, nazardan, cin ve insan şerrinden korunma amaçlı bu tılsımı yazdırıp üzerinde taşıyan kimse bu saydıklarımdan emin olur. |
|
|
|
|
Rızık için vefk rızgının açılması ve kazancının bereketinin artması için yapılır. çalıştığının karşılığını alamayan, evinde cebinde bereketi olmayan,iş bulamayıp iş sıkıntısı çekenler.
|
Kötü huylardan kurtulmak için vefk çevresindeki kimselerin saygınlığını kazanmak ve negetif enerjiden korunarak pozitife olmak için aynı zamanda nazar ve sihire karşıda etkilidir. |
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah c.c katında iyi kul nasıl olmalı?
Allah ( C.C ) bir Ayet-i Kerime’de :
‘’ Ben cinleri ve insanları, ancak beni tanıyıp ibadet etsinler diye yarattım ‘’
‘’ Ben gizli bir hazine idim. Bilinmek, tanınmak istedim, bunun için mahlukatı yarattım ‘’ demiştir.
Allah (C.C.) insanı kendi katında 5 Saf özellikten yarattı bunlar; Kalp, Ruh, Sır, Hafi, ve Ahfa adı verilen özelliklerdir. Bu özelliklere sahip insanlar, Cenab-ı Hak’ta bulunan sonsuz Kemal ve Cemal sıfatlarını ve bunların tecellilerini ‘’Esma-ül Hünsa ‘’ tabir edilen güzel isimlerinin cilvelerini, gizli ve nihayetsiz rahmet hazinelerini gördüler. Allah (C.C.) daha sonra yarattığı tüm insanlara ‘’Ben sizin Rabbiniz değil miyim ?’’ diye sordu ve tüm insanlar bir ağızdan ‘’ Evet sen bizim Rabbimizsin ‘’ dediler. Bunun üzerine Allah (C.C.) insanların sözünde durup durmayacaklarını imtihan etmek için onları dünyaya indirmeyi diledi.
İnsan, Allah (C.C.) katındaki 5 Saf özelliğiyle dünyada yaşamaya elverişli değildi, bundan dolayı 5 Saf özellik, Allah’ın (C.C.) sonsuz kudretiyle, dünyevi 5 maddi özelliğe çevrildi bunlar; Nefis, Ateş, Hava, Su ve Toprak’tır.
İnsanın dünyadaki görevi önce Allah’ı (C.C.) tanımak, birliğini kabul etmek, O’nun yardımı ve şahsi çabalarımız ile 5 Maddi özelliğimizi, asıl olan 5 Saf özelliğe çevirmektir. O’nu tanır ve bu değişimi dünyada gerçekleştirebilirsek bu bizim için en hayırlı olandır, Cennet’le ödüllendiriliriz. O’nu tanır ama bu değişimi tam olarak dünyada gerçekleştiremezsek, eksik kalan değişim ancak ve ancak Cehennem’de tamamlanabilir ve tamamlandıktan sonra Cennet’le ödüllendiriliriz. O’nu hiç tanımaz, değişim için bir caba sarf etmezsek, sonumuz ebedi olarak Cehennemdir.’’
Allah (C.C.) insanı bu değişikliği gerçekleştirebilecek kabiliyette yaratmıştır. Kuran-ı Kerim’de Adem (A.S.) yaratılışıyla ilgili ayetlerde, Allah (C.C.) ‘’Ben yeryüzünde bir halife atayacağım’’ demişti. Melekler de ‘’Orada bozgunculuk yapmakta, kan dökmekte olan birini mi atayacaksın, oysaki bizler seni hamd ile tesbih ediyoruz, seni kutsayıp yüceltiyoruz’’ dediler. Allah (C.C.) ‘’Şu bir gerçek ki, ben sizin bilmediklerinizi bilmekteyim’’ dedi ve Adem’e (A.S.) isimlerin tümünü öğretti ve eşyanın sırlarını öğretti. Ayetlerin devamında Allah (C.C.) Meleklere Adem’e (A.S.) ihtiram secdesi yapmaları istenir, İblis kibirlenir ve ondan başka bütün melekler Adem’e (A.S.) secde ederler. İblis’in anlamadığı konu, insanın bu değişim kabiliyeti idi.
Meleklerin yaratılışları itibari ile nefisleri yoktur, verilen görevleri yerine getirirler, Allah’ı (C.C.) zikir ve tesbih ederler. Bunların karşılığı olarak Allah’ın (C.C.) katında derecelerinde bir değişiklik olmaz. İnsan ise ibadetleri ve hizmetleri karşılığı derecelerini yükseltebilir ve Allah’a (C.C.) meleklerden daha fazla yaklaşabilir, hizmet etmeyerek, derecesini aşağıların aşağısına da indirebilir. İşte bu özelliğinden dolayı Allah (C.C.) Adem’in (A.S.) zatında insana meleklerin bilmediği isimlerin tümünü öğretti ve ona ihtiram secdesi yaptırttı.
Allah (C.C) kainatta da bu değişim için gereken bütün maddi ve manevi ortamı hazırlamıştır. Bu ortamda insanlardan başka bir çok varlık yaratmıştır, bunlar Ruhaniler ve Cismaniler’dir.
Ruhaniler : Melekler, cinler ve
şeytanlar’dır.
Cismaniler : İnsanlar, hayvanlar, bitkiler ve cansızlar’dır.
Manevi yardım olarak Peygamberler ve Kutsal Kitaplar göndermiştir.Yaratılan her şey Allah (C.C.) emriyle insanın bu değişimi gerçekleştirmesine yardımcı olmaktadır.
Kutsal kitaplar, bu değişimin nasıl gerçekleştirileceğinin teorik yollarını göstermiştir. Peygamberler, bu değişimin nasıl gerçekleştirilebileceğinin hem teorik, hem de pratik yollarını öğretmiştir.
Hayvanlar, bitkiler ve cansızlar insanın hayatta kalması için gereken ortamı sağlamıştır.
Melekler, bu ortamın devamlılığı için Allah’ın (C.C.) kendilerine verdiği vazifeleri yaparlar.
Müslüman ve salih Cinler ve Melekler, insanlar kendilerinden maddi ve manevi yardım istedikleri zaman Allah’ın (C.C.) izniyle yardıma koşarlar.
Şeytanlar ve kafir cinler, bu değişime engel olmak isterler ve ellerinden gelen bütün kötülüğü yapmaya çalışırlar, fakat istemeden bu değişime yardımcı olurlar, çünkü cinler ve şeytanlar insanlara kötü şeyler ilham ettikleri zaman, insan onlara karşı koyarsa ve Allah’ın (C.C.) yolundan ayrılmaz ise dereceleri artar, böylece cinler ve şeytanlar istemeden insana yardımcı olurlar.
İnsan, imtihan ve değişim için dünyaya indirildiği zaman Allah (C.C.) katında yaşanan tüm olaylar kendisine unutturuldu.
Allah (C.C.) insanın dünyada hayatını devam ettirebilmesi ve değişimi gerçekleştirebilmesi için kendisine 3 temel duygu vermiştir.
1. İnsana menfaati ve faydası dokunan şeyleri elde
etmesi için şehvet duygusu.
2. İnsana zararı dokunacak şeyleri uzaklaştırması
için gazap duygusu.
3. Yararlı ve Zaralı şeyleri , iyiyi ve kötüyü
ayırabilmesi için akıl.
Bu duygulara din vasıtasıyla belli bir sınır çizilse bile, yaratılıştan bir sınır konulmamıştır, yani insanın yaratılışı gereği istekleri hiç bitmez. Bir hadis-i şerif’te : ‘’ İnsanın bir vadi dolusu altını olsa, bir vadi daha ister. Onun gözünü sadece toprak doyurur ‘’ der.İnsan sadece ölürse istekleri biter demektir.
İnsan yine yaratılışı itibariyle
acelecidir, sabretmeyi sevmez, istediği her şeyin hemen gerçekleşmesini ister.
Sonsuz isteklerini gerçekleştirmek için her şeyi dener, çalışır, çalışır ve
sonunda dünya işlerine dalarak Allah’ı, (C.C.) yaratılış sebebini ve dünyadaki
görevini unutur. Halbuki dünyadaki her şeyle beraber insanın sahip olduklarını,
istediklerini ve sahip olacaklarını yaratan ve insana veren Allah’tır. (C.C.)
İstediği bir şeyi elde etmek için bir çok sebebe sarılır, çabalar ama en büyük
ve en önemli sebep ve yardımı unutur. Allah (C.C.) görevini tamamlaması için,
halifesi olan insanı dünyaya gönderdiği zaman tüm kainatı, kendi izniyle onun
emrine verdi.
Allah (C.C.) Kuran-ı Kerim’de ‘’ O, yer yüzünde olanların hepsini sizin için
yaratandır ‘’ başka bir ayeti şerifede ise ‘’ Göklerde ve yerde ne varsa hepsini
Allah’ın sizin hizmetinize sunduğunu, görünen ve görünmeyen nimetlerini size
bolca verdiğini görmediniz mi ?’’
Biz bu büyük hazineyi ve yardımı kullanmayı unutmayalım,kısacası bitmez tükenmez bütün ihtiyaçlarımızı Allah’tan (C.C.) isteyelim, çünkü bizi O yarattı ve biz onun kullarıyız.
O bizim hiçbir zaman acı çekmemizi, üzülmemizi ve kötü bir şey yapmamızı istemez.Tam olarak sebep ve hikmetlerini anlamasak bile bizim için en iyi olanı verir, ama o an insan bunu tam olarak anlayamaz. Kutsi bir hadiste Allah (C.C.) der ki : Benim ehli zikrim ( beni daima zikr edenler) meclisimde bulunanlardır. Benim ehli ta’atim ( emirlerime uyanlar ) keramet ehlimdir. Benim ehli ma’siyetimi ( günah işleyen kullarımı ) umutsuz ve üzgün bırakmam. Tövbe ederlerse onların da sevgilisiyim. Eğer, tövbe etmezlerse, onların tabibi olurum. Onlara belalar müptela ederim ve ayıplardan pak ederim.
Tüm bu taleplerimizi Allah’a (C.C.) Dua vasıtasıyla yaparız. Dua, Allah’a (C.C.) yöneliş, niyaz ve yalvarıştır. Dua kulluğun ruhudur ve halis bir imanın sonucudur. Dua eden insan, bütün kainata hükmeden birinin varlığını kabul ediliyor, küçük büyük tüm yakarışları, Duaları duyduğunu kabul ediliyor, küçük büyük bütün işleri gördüğünü kabul ediliyor. Bütün yaratıkların halinden, durumundan haberdar olan, bütün Dualara yakarışlara cevap veren ve yarattıklarını dünyada yalnız bırakmayan birinin varlığını kabul ediliyor.
Dua eden insan önce şunu bilmeli, onu bir yaratan var, onun neye ne zaman, ne kadar ihtiyacı olduğunu ondan daha iyi bilir. Bunu tam idrak ederek, içinde bulunduğu durumu yaratanın, Allah (C.C.) olduğunu bilmeli, ona verilen her şeye şükretmeli ve ihtiyacını Allah’a (C.C.) ısrarla arz etmelidir.
Allah (C.C.) Kuran-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır :’’ Kullarım sana benden sorarlarsa ben Karib’im, gerçekten çok yakınım. Dua edenin çağrısına, bana çağırıp yakardığı anda cevap veririm. Hadi onlar da bana karşılık versinler, bana inansınlar ki doğruyu ve iyiyi bulabilsiner.
Bir habere göre Allah (C.C.) şöyle der
: ‘’ Ey Adem oğlu, sen bir şey murad edersin, ben de murad ederim. Ve ancak
benim murad ettiğim tahakkuk eder. Eğer sen benim muradıma teslim olursan, senin
muradını sana veririm. Eğer benim muradım hususunda benimle münazaa
( mücadele, çekişme ) edersen, senin muradını başına geçiririm. Sonra yine benim
muradım tahakkuk etmiş olur.’’
Allah; (C.C.) Peygamberleri, Velileri, Salih kulları vasıtasıyla ve Kutsal kitaplarda O’na nasıl ve hangi şartlarda Dua etmemiz gerektiğini bize öğretmiştir.Tüm Peygamberlerin, Sahabilerin ve Velilerin hayatlarında sözlü, yazılı ayrıca hem sözlü hem yazılı Dua örnekleri vardır.
Allah (C.C.) sonsuz bilgisiyle ezelden ebede kadar olacakları, hangi kulunun ne zaman ne yapacağını, kaza ve kaderi Levh-i Mahfuz’a yazmıştır. Buna hangi kulun ne zaman hangi Dua’yı edeceği de dahildir.
Allah (C.C.) yarattığı küçük, büyük her şeyin idaresi için görevli melekler yaratmıştır, bu meleklere Müdebbirat melekleri adı verilmektedir. Bunlar maddi alemin nizam ve düzeninde, ilahi kudret ve iradenin tasarrufunu tatbike görevlidirler. Alemin seyrinde ve gelişmesinde vazifelidirler. Pek çok kısımları vardır. Başlıca yer ve gök melekleri diye ikiye ayrılırlar.
Kullar Dua ettiği zaman isteğini yerine getirmesi için bu melekler Allah’ın (C.C.) izni ile hemen harekete geçerler.
Okunacak Duanın hizmetlilerinin adını bulmak, yemin ve Dua vasıtası ile onları harekete geçirmek, Dua’yı bir nüsha haline getirip taşımak ve kabul saatlerinde okumak Dua’nın tesirini arttırır ve Allah (C.C.) katında kabulünü hızlandırır.
Allah’ı (C.C.) sevelim, çünkü seven sevdiğinin kapısından boş çevrilmez, çünkü seven sevdiğinin her istediğini yapar. Kısaca Duanın kabulü Allah’ı (C.C.) ne kadar çok sevdiğimize ve onun emirlerini ne kadar uyduğumuza bağlıdır.
DUA HAVAS VE ESMA OKURKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Gerek maddi, gerekse manevi bir konuda Dua etmek isteyen kimsenin bazı noktalara
dikkat etmesi gerekmektedir.
1.
Okuduğu Duaların, Havas’ların ve Esmaların Allah (C.C.) tarafından kesinlikle kabul edileceğine ve isteklerinin kendisine verileceğine inanmalıdır. kalbi ve tüm duygularıyla Allah’a (C.C.) yönelmeli, fikri olarak da isteğiyle meşgul olmalıdır. Acaba olur mu veya olmaz mı diye şüphe duymamalı tereddüt etmemelidir. Kalbinde tam bir iman ve inanç olmadan okumak boşa zahmet çekmektir. Kesinlikle bilinmelidir ki şüphe, tereddüt ve aklından geçirdiği şeyler Esmaların ve Duaların Ruhaniyetlerine gizli değildir, böyle kimselere Ruhaniler yardımcı olmazlar.
medyum, buyu , büyü,muska, nazar,cinler alemi cin tedavisi vefk vefkler şifalıbitkiler, cinler alemi, rüya, ruya.şifa, fal, falcı, kuran, hadis, din, medium, ve nazar,muska gib aradiğiniz tüm konular Hasanhoca.com da