GİZLİ İLİMLER
* Havas İlmi
* Havas kitabı
* Cifr
* Ebced
* Buni risalesi
* Uzun Firdevsi Davetname
* Cinler - İfritler - Melekler - Kutup denen idareciler vs gibi
Dünyanın muhtelif memleketlerinde bazı kütüphanelerde bazı el yazması gizli
kitaplar halkın okumasına açık olmayıp Gizli kasalarda saklanmakta ve sadece
araştırma yapmak isteyen veya( initié ) bilgisi yeterli olanlara özel izinle
Okumaya verilmektedir.
Yukarıda yazdığımız bu gizli kitaplardaki mevzularla ilgili olarak sırası ile
sizlere bilgi vermeğe çalışacağız.
HAVVAS İLMİ :
HAVVAS' IN ÖZÜ:
Havas ilmi genel kanıdaki düşüncelere rağmen sadece harflerin ve sayıların,
esmaların veya ayetlerin sırlarından, hikmetlerinden faydalanılarak çeşitli
etkiler elde etmek için esmanın veya ayetin kendisi ya da vefki ve bunlara
bağlı harf ve sayılar ile tılsımlar kullanılarak ve bu sistem üzerine kurulmuş
basit bir ilim veya ilmin metodu değildir. Bu ilimlerin kendisine has
özellikleri ve konuları vardır, bu ilmin kendisi ve lisanı evrenseldir. Bu
ilimler ruh ve madde ile canlı ve cansız ile harfler ve rakamlar ile yıldız ve
burçlar ile nebulalar ve galaksiler ile ses ve renk dalgaları ile kısaca
kainatta daha genişi evrende her şeyle bağlantılıdır.
Bu ilim asırlardır gelmiş geçmiş alimlerin ve ulemanın bir sır gibi gizlediği
ve açıkça öğretmediği ve öğretmekten de çekindiği vebal altında kalmaktan
korktuğu ilimlerdendir. Bu ilimler de başarılı olmanın ve zarar görmeden
ilerlemenin bazı şart ve usulleri vardır. Havas ilmini bilmek ve öğrenmek için
önceden bilinmesi gereken kurallar ve önemli noktaları sırası gelince özet
olarak anlatmağa çalışacağız, ama bundan önce bilinmesi gereken bu ilim
yıldızlar ilminden bilinen veya bilinmeyen sırlarla alemi semalardan
gelmiştir. Bu ilim insanlardan önce yani arz oluşmazdan evvel ruhani alemlerde
mele küt ve cinler aleminde bilinen ve kullanılan birçok gizlilikleri, esrarı
ve acayipliği içinde gizlemiştir.
Yaşamış olduğumuz bu maddi alemin yasaları ve fiziksel oluşumları manevi
alemlerin etki ve yasalarıyla meydana gelmektedir. Bu ilmin kullanılışı
melekler ve cinlerden sonra çok eski kavimler ve uygarlıklar tarafından
kullanılmıştır bu manevi yasaları öğrenip etkilerine göre gerektiği şekilde
uygulamışlardır. İnsanlar bu bilgileri çok çeşitli yollardan elde etmişlerdir.
Hatta kimilerine göre mana aleminden gelen varlık veya varlıklar bazı
insanlara bu ilmi ve kullanma metodunu öğretmişlerdir. Bu anlattığıma örnek;
Bakara süresi 102. ayetinde olan Harut ve Marut isimli iki meleği örnek olarak
verebiliriz.
Gerek ruhani varlıklar veya cinlerin bildiği kelamlar, bizzat insanlar için
indirilmiş kutsal kelamları veya esmaları gizlemek ya da rumuzlamak amacıyla
çeşitli şekiller, çizgiler veya tılsımlardan oluşan birtakım sayılarla
sembolleşen vefkler ve tılsımlar oluşturulmuştur. Bazen de sırf sayılar
kullanılarak bu ilim de çok çeşitliliklerle beraber çelişkiler de
görülmektedir. Zıtlık veya yanlışlıklar ise bu ilimler kaynağından
öğrenilmeyip kolaycılık (Kopyacılık) yolu seçilmiştir. Günümüzdeki kitaplar da
görülen veya kullanılan tılsımlar yanlış zaman veya yanlış mekanlar da şart ve
kaidelerine riayet edilmeden yazılıp hazırlandığından yapılan bir işin çoğu
zaman neticeye ulaşmadığını görürüz. Bir de işi karıştıran esas mesele bu
tılsım, sembol veya yazıların ilahi isimler ve semboller olmayıp cinler,
periler veya ruhani varlık isimlerinden olduğu ibarettir. Veya çok daha iyisi
melek üt aleminden bir melek ismi olduğudur. Dikkat edilmesi gereken
hususlardan biri de şudur: Tılsım yazarken eskilerin kullandıkları diller ve
yazılar çok eski kavimlerin dillerine göre yazıldığı için günümüze gelene
kadar bir çoğu unutulmuş bir çokları da tahribatlara uğratılmıştır. Bu
uygarlıklara ve dillere örnek olarak Mu uygarlığı Atlantis kavimleri ve eski
kipti ırkı ile eski İbranice,eski Süryanice ve eski Arapça nın bazı lehçeleri
ve eski Mısır yazıları, lehçeleri ve alfabeleri ki; bugün bunların bir çoğu
unutulmuştur. Ve daha sonra esma ve ayetlerin manevi etkisini kullanma halidir
ki; bu da bazı şartlara bağlıdır... Bunlar da özet olarak esma ve ayetlerin
anlam ve etkilerinin kudretini bilmektir. Bu halde kendi içinde guruplamaktır.
Bunları da şöyle özetleyelim; esma veya ayetin bilinen anlamının yanında bir
de batını (gizli) anlamları vardır. Bunlar etki olarak farklı sonuçlar
verirler ve sen bilmelisin ki; Kur’an –ı Kerim’in anlamının anahtarını yüce
Allah (c.c.) peygamberleri ve onun evliya kullarına ve rahmani olan meleklere
lütfetmiştir.
Şimdi bunu sana biraz daha açayım şöyle ki; sözleri ruhsuz bedenler olarak
düşün yani cansız cesetlerin hali olarak işte bu cesetlere ruh vermek sözlerin
insan dilinden kelam olarak çıkmasıdır. Ama bu çıkışın mertebeleri ve
kudretleri farklı farklıdır. Buna da kelam ilmi derler. Eğer sen hakkıyla
dilden çıkan sözlere ruh yüklersen bu durum mecazi anlamdadır. Bu yükleyişle
onu kudretlendirebilirsen o kelamla amaçladığın etkiyi hemen elde edersin.
Çünkü kudretlenmiş ruhlar yani yüklenmiş sözler etki sahibidirler ve
etkileyici olmasının yanında etkileyicileri de harekete geçirendirler.
Bu sırları sana biraz daha açayım bilmiş ol ki; bunların şekli ise iç içe
girmiş daireler gibidirler. Yani dairelerden maksat sırların sırlarla örtülü
olduğunu anlatmak istedim. Bir sır kapısını geçmekle mana alemine geçtiğini
zannetme araladığın her sır kapısının ardından yeni bir sır kapısı karşına
çıkacaktır. Bu sırlar aleminden geçiş süresince karşına çıkacak olan bir sürü
engeller olacaktır. Bunları aşmanın yolu başta ihlas olmakla beraber kuvvetli
bir iman yapısı irade ve teslimiyet gerektirmektedir. Bu geçeceğin sır
kapılarını her araladığın da başka bir zaman ve boyuta geçeceksin. Tabi ki;
sırları çözmekle bitiremezsin. Bu böylece devam eder gider. Bilmen gereken
bilgi sorumluluk yükler ve gizli sırlar insana her zaman mutluluk vermez. Bu
hal vefk ilminde görülür. Şöyle ki; nasıl harf üzere tertip olan vefkler
nesneye ve cesede, sayı ile tertip olan vefkler ise ruha ve ervaha, karma
olanlar ise her ikisine de etki ederse bu daireler de iç içe her hali kapsar
ve halden hale geçirtir. Hal diliyle sana sırları tabir eyler her ilimden
birer nebze tattırır. Bilmiş ol ki; rakamların, vefklerin ve çizgilerin ya da
tılsımların ki; bunlar da harf ve rakamdır. Bunların da kendilerine özgü
incelikleri ve hassaları vardır. Bunların da cümlesinin sırları sırlarla
gizlidir. Yani özün özünden gelir. Bunların ve cümlesinin şifa, sevgi, nefret,
hikmet ve kahriye v.s. ile ilgisi bu türden etkilerledir. İşte sana anlatılan
bu havas ilminin özü dediğimiz halin de hali dediğimiz sırlarla örtülü sırlar
dediğimiz hikmet ve ilim ve marifet ile ervahın ve büyük zatların öğrenilen ve
öğretilen esma ve ayetlerle harflerin, sayıların, burçların, yıldızların,
maddelerin, bitkilerin, hayvanların, canlı ve cansız nesneler üzerinde
etkileriyle insanlar üzerinde dahi nebat ve hayvanata karşı şifa ve sevgi,
nefret ile hassalarını inceler ve ayrıca öz olan ilim de; mevsimlerin belli
mekanların, kara parçalarının, denizlerin ve ruhani alemlerdeki varlıkların,
cinlerin, perilerin ve meleklerin etkili güçlerini ve ilahi bazı güç ve
kudretlerin rica yada minnet edilerek şifa, sevgi ve nefret etkisi ile ve
bunun dışında kalan halleri elde etmek için öğrenilen hallerdir.
Bu ilimler de bir de ebced ile başlayıp cifir ile devam eden ve ismi harf ilmi
olarak bilinen ledün ilmi ve hal ilmi ile birleşen ve bunların tamamının özünü
kapsayan özün özü dediğimiz sözün sırrı gelir. Ehli isen dinle marifetten
hikmet eyle velakkin bu anlatacaklarım öyle kişiler içindir ki; onlar
anlatacaklarımızı anlar ve de hakkıyla uygular. Bu yazdıklarımızı kavramaya
çalış basit bir ilimmiş gibi yırtıp atma anlatacağım şeyleri anlatmam tabi ki
olanaksız. Çünkü boynumuzda vebal olur,anlayan olur anlamayan olur, nasihate
uyan olur uymayan olur, ehli olana kapalı kapı yoktur, kalbi saim olana rumuza
gerek yoktur. Bu anlatacağımız olayların gerçekleşmesi ile değil olayların
olacağı zamanların yaklaşmasıyla anlayacaksınız. Biz bu imajları ve manaları
sisle kaplı bir vadiye dağıttık ama bu gerçekleri ruhsal saflığa ve hikmete ve
marifete ulaşmış mütevazi insanlardan saklamadık hatta açıkça anlattık. Hele
nur yüzlü insanlardan hiç saklamadık. Yüzünde nur olanın kalbinde hikmet
pınarları vardır.Kalbe akan ilhamlar beyinde inkişaf eder, ruhunda ilim
deryasına dönüşür. Sen o derya da bir gemi aklın ve vicdanın da kaptanın olur
ve bunlar ruhun da ve ruhun da Ruh’u Sultan’da son bulur. Kendine kaptan
yaparsan nefsini yolculuğun ve seyrin Şeytan ile birlikte yok olur.
CİFR :
GAYB. EBCED HESABI - CİFR HESABI
Şifreler Gelecekten Haberler
Dinlerde Kutsal Kitaplarda Şifre kullanmak Yahudilik ve Hıristiyanlık
Dinlerinde uygulanan bir usuldür..